Kayıtlar

Kasım, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
Bağışlamanın da, iyiliğin de yolu sevmekten geçer. İnsanın kendi türüne karşı girişebileceği en büyük başkaldırısı ve “biricik haklılığı”dır sevmek. Herkes içine ata ata iyileşmeye çalışırken, dünyayı düzene sokacak en büyük gücü içinde barındıran olgudur sevmek. Ve paylaşılmalıdır. Kalabalık içinde güzeldir çünkü. *Şükrü Erbaş

"İnsanın Acısını İnsan Alır"

“Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte... İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık. İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine. Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken duvarlara dalıp dalıp gitmesi. Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık. Ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek. Birdenbire büyümesi, gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun. İnsanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi. Bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde. Saçına rüzgâr, sesine ışık düşürememek kimsenin. Parmaklarını sözüne pınar edememek. Uzaklarda bir adamın üşümesi, bir kadın dağlara daldıkça. Işıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan. Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun. Evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması... Ayrılık o küçük ölüm, usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme ...

Hayat iki kişinin karşılıklı oturup birbirlerinin anlayacağı hikayeler anlatmasından ibarettir./Sevim Burak

Bizi büyüten şey

Charlie Parker- "My old flame" "Deniz olmak isterdim sanırım, üzüldüğümde üzülür, sevildiğimde sevinir, dalgalarımı köpük köpük yapıp çocukları eğlendirirdim. Özüm sözüm hep bir olurdu. Yeri gelir yeşil, yeri gelir lacivert, yeri gelir beyaz ve mavi olurdum. İstediğimde saydam bile olurdum. Balıkçıları ödüllendirirdim. Islak sabahlarda ağlarına veriverirdim içimden bereketi. Saçlarım da yosundan olurdu, kolyem denizanalarından." Bala Atabek💜

*Chet Baker- "Let's get lost!"

"Çok insan denize karşı oturup hayatını düşünür, hayatını suya akıtmak ister, hayatını tuzlu deniz suyunda boğup başka hayatlar doğurmak ister. Yalnız başına oturanlar daha çok yaparlar bunu sahillerde.Ama sevgililer öyle midir sevgilim? Sevgililer birlikte bir damlayı halka halka yapıp büyütür, oracıkta çoğalırlar, oracıkta mutluluklarını bileklerini öperek getirirler dile. Sevgileri suya karıştığında, adaların yamaçlarını dize getirir, teknelere rehber olurlar, iskelelerden suya kendini atan çocuklar gibi sevinçli, heyecanlıdırlar. Hayatın özü burada başlar sevgilim. Biz yazları boş zamanlarımızı aşkla geçiriyorduk, kışları ise evlerimizde sevişerek - bizim gibiler sevgilim mutsuz olamazlar." *Bala Atabek💚

detaylarkalptebirikir

"İnsan her şeyi unutuyor. Her şeyi tamir edebiliyor insan ruhu.  Ama hisler; onlar hep kalıyor. Dejavu dediğimiz şey de aslında olayların değil hislerin kendini tekrar etmesi.  O yüzden; kişilere ne hissettirdiğimizin kıymeti büyük. Çünkü o "an"ların ve hislerin geri dönüşü yok.  Kalpte sabit kalıyorlar. Ve insan ne kadar his biriktirirse o kadar büyüyor. Hissedebiliyor oluşumuzun kıymetini bilelim." Meliskyg❤

Konuş-a/bilmek.

"Birkaç ay önce eski bir arkadaşım sormuştu, "Sen bu adamı çok sevdin, neden? diye. "Konuşabiliyoruz, dedim ve bu o kadar müthiş bir şey ki, hiç susmasın, hiç susmayayım istiyorum." Anlatacak çok şeyimiz varmış birbirimize. Çok çay soğuttuk, çok geç kaldık, uykusuz kaldık, asansörün düğmesine basmayı çok unuttuk konuşacağız diye. Anlat, doğduğun günden itibaren anlat, diye oturtmuştum bir gün kaşıma. Her şeyi dinledim. Çocukluğunu, gençliğini, okul anılarını, akrabalarını, aşklarını, kızgınlıklarını, kırgınlıklarını, hayallerini pek çok şeyi. Bu ramazanda bir yere iftara gittik. Yan masaya genç bir çift oturdu ve iftar boyunca hiç konuşmadılar. Genç adam bir kez "su koy" dedi ve kız ona su doldurdu, o kadar. O masadaki negatif enerji aktı durdu bizim masaya. Göz ucumuzla izledik. Ben bi ara "Hadi gel konuşalım onlarla, biz onlardan büyüğüz,ömürlerini böyle zayi etmesinler"dedim. "Bırak zamanla anlarlar" dedi. Keşke konuşsaydık, belki da...
"Hiçbir insan başka bir insanın önünde bütün deliliklerini, ruhunun bütün korkunç taraflarını bu kadar açıkça itiraf etmek cesaretini gösterememiştir.Ben eğer bu cesareti gösterebildiysem seni hudutsuz, uçsuz bucaksız sevdiğimden, seni kendimden ayırt edemediğimdendir." N.H.-Piyare'ye Mektuplar
"Nasıl olur da insan, dünya yüzünde, bütün bir ömür boyu, hatta ondan bile sonra, sonsuza dek birlikte olmak istediği, her gördüğünde, hayır, yalnızca adını düşündüğünde bile kalbinin deli gibi çarpmasına engel olamadığı, belki de hayata geldiği an kaybedip, sonra da çaresizce, farkında bile olmadan oradan oraya savrularak yıllar yılı arayıp durduğu parçasını bulmuşken mutsuz olur?" Başucumda Müzik, s.191

Kırlangıç Dönümü

"Çünkü karadutun lekesini sadece kendi yaprağı çıkarırmış. Babaannem, insan da aynı bu ağaç gibidir, demişti o gün bize. Yarasına ilacı başka yerde arayan her zaman yanılır. Her yaranın merhemi kendi dalındadır."                                                                                                    

Hintli Usta ve Çırağı

     Yaşlı bir Hintli Usta çırağının sürekli her şeye kızmasından bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz alması için gönderdi. Hayatındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona bir avuç tuzu bir bardak suya atıp içmesini söyledi. Çırak yaşlı adamın söylediğini yaptı ama suyu içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı. "Tadı nasıl?" diye soran yaşlı adama öfkeyle "acı" diye cevap verdi. Usta çırağını kolundan tutarak dışarı çıkardı ve sessizce az ilerideki gölün kıyısına götürdü; çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp gölden içmesini söyledi. Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarından akan suyu koluyla silerken usta aynı soruyu sordu: -Tadı nasıl? -Ferahlatıcı diye cevap verdi genç çırak. -Tuzun tadını aldın mı? diye sordu yaşlı adam. -Hayır! diye cevap verdi genç çırağı. Bunun üzerine yaşlı adam genç çırağının yanına oturdu ve ona şöyle dedi: "Yaşamımızdaki olumsuzluklar tuz gibidir.Ne azdır ne çok. Olumsuzlukların miktarı hep aynıdır. ...

Bağ

    "Uyum sağlama mekanizmamız sayesinde pozitif veya negatif pek çok duruma alışıyoruz. Dikkatimiz ancak şaşırdığımızda harekete geçiyor. Önemsemediğimiz durumları ise görmezden geliyoruz. Ancak insan olumlu durumlara da olumsuz durumlara da uyum sağlayabilir. Sevmediğimiz bir koku aldığımızda bir süre sonra koku geçti zannederiz, halbuki sadece burnumuz alışmıştır. Eğer hayatı tatmak istiyorsanız, başkalarına yaklaşın. Psikoloji ve nörobilim konusundaki tüm araştırmalar ve çalışmalar aynı yere çıkıyor: Bağ kurmak yaşamayı anlamlı kılıyor. Bu çok derin bir kanun, evrimden bize miras. İnsanlara minnettarlığımızı veya iyi yürekliliğimizi ifade etmek, bizi insanlara bağlı hissettirecek davranışlardan biri. İnsanlarla, toprakla bağ kurmak,bir bahçeyle ilgilenmek, güzel bir manzaraya bakmak bile işe yarar, var olma duygusunu sevmenizi sağlar."                                     ...