Kayıtlar

Aralık, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

.

" Bu hareketsizliğin,korkuya dayanan bu tereddütün daha zararlı olduğunu,insan münasebetlerinde bir noktada taş kesilmiş gibi kalınamayacağını, ileriye atılmayan her adımın insanı geriye götürdüğünü ve yaklaştırmayan anların muhakkak uzaklaştırdığını karanlık bir şekilde seziyor ve içimde sessizce yanan, fakat günden güne büyüyen bir endişenin yer etmeye başladığını hissediyordum."

Duygular Irmağı

"Her birimizin içinde; hoş, nahoş ve nötr duygulardan oluşan bir ırmak vardır. Bunlar ırmağa akan su damlaları gibi, arka arkaya gelirler. Biz otururken bu duygu ırmağı içimizde akmaya başlar ve çoğu zaman güçlü duygularla bizi dibe çekmeye çalışır. Bu durumda yapmamız gerekense ırmağın kıyısında oturup, akıp geçen duyguları gözlemlemektir. İstersek onları "hoş" ya da "acı dolu" olarak tanımlayabiliriz. Aynısını öfke ve korku gibi zihinsel oluşumlarımız için de yapabiliriz. Tanımlayıp adlandırmayı duygularımızla aramıza bir mesafe koymanın ilk adımı olarak görebiliriz. Bir duygunun sadece bir duygu olduğunu, bir süre sonra geçip gideceğini bu sayede görebiliriz. Evet, gelen her duygu eninde sonunda geçip gidecektir." *T. Nhat Hanh

Aurelius

"Cahil birinin cahillik etmesinde şaşılacak ne var? O cahil insandan, seni üzen yanlış davranışı beklemediğin için suç sendedir. Çünkü onun bu kötülüğü işleyebileceğini anlaman için yeterince araçla donatmıştır seni aklın ve gözlemlerin. Ama bunu unutmuşsundur, bunun için kendine değil de onun bu davranışına şaşırıyorsundur. Birini sadakatsizlik ya da vefasızlıkla suçladığında, dikkatini kendine çevir, çünkü suçun sende olduğu açıktır: O karakterde birinin sözünü tutacağına güvendiğin için... Ya da ona iyilik yaparken bunu karşılık beklemeksizin yapmadığın için...Ve ödülü, salt o eylemi yapmakla aldığına inanarak iyilik yapmadığın için... Suçlusundur."

Yeni yıl

Ne olursa olsun bu yeni yılda Hatırlamaya değer duygular tatmayı, Sarılmayı , Gülümsemeyi, aramayı, takdir etmeyi, Özlemeyi, merak etmeyi ve sevdiklerinizin yanında olmayı ertelemeyin💕
Ne dediğin önemli değil,karşındakinin ne anlamaya gönlü olduğu önemli💚

*Sevme sanatı

"Bir insan başka birine sahip olduğu en değerli şeyden 'yaşamından' verir. Sevinçlerinden, anlayışından, bilgisinden, üzüntüsünden içinde canlı olan her şeyden."  -Erich Fromm
"Yani,insan bir savaş alanıydı. Ceket,gömlek,pantolon ya da etek giymiş,kravat takmış,tıraş olmuş,kokular sürmüş bir savaş alanı. Gülümseyen bir savaş alanı. Öpen hatta,okşayan,konuşan,susan,çiçekler alıp çiçekler veren bir savaş alanı... Peki,bir barış bahçesi olamaz mıydı aynı insan? Şöyle,güllerin kuş cıvıltılarına,kuş cıvıltılarının güllere karıştığı,mutlu yüzlerle dolu rengarenk bir barış bahçesi?"
" İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rasgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar."
Bir yandan hepimiz birbirimize benzer hale geliyoruz,androjin oluyoruz,diğer yandan kronik bir benmerkezciliğe doğru evriliyor,yalnızca kendimize bakıyoruz,ötekinden bizi tatmin edecek hazineler beklerken sonuçta öteki giderek önemsizleşiyor. Ötekinin bu "değersizleşmesi" bizim abartılı narsizmimizin doğrudan sonucudur. Duygular değişmektedir: Kıskançlığın yerini ilgisizlik almıştır. Militan bireycilik çağındayız, kendine yeterli olmak kişiselin en değerli yanı olmuştur. Buna paralel olarak her şey hızlanmaktadır; hatta demografik, toplumsal ve ekonomik bir kaza riski pahasına da olsa her şey hızlanmak zorundadır. Bir sürat spirali içindeyiz. Daha hızlı tüketiyoruz, dolayısıyla daha çok tüketiyoruz. Bireysel düzeyde, aşk ilişkilerinde: Baştan çıkarma süreleri kısaldı, yakınlaşma çabuk, neredeyse hemen sonuç alınıyor, boşanmak "kolay", aileler çözülüp yeniden oluşuyor. Çağımız hız çağı; önem taşıyan şey, bu baş döndürücü sürece dahil olabilmek için öteki üzerinde bel...
"Biraz kötü tat, kırmızıbiberin hoş bir sıçraması gibidir. Hepimizin kötü bir tadın sıçramasına ihtiyacı vardır-bu candan, içten, sağlıklı ve fizikseldir.  Karşı olduğum ise tatsızlıktır." Diana Vreeland💚
" Bir limon olmayı hatırla hani ekşi ve suratsız olduğun,sulu sulu,dokunsalar ağladığın... konuşunca karşındakinin de ağzını ekşittiğin tat bırakmadığın... Ya da sen balı hatırla,tatlı tatlı,kalpleri petek petek ördüğün.Hatırlarken de telaşlan kulaklarında hisset ekşiyi,bilmem ki ya da üşüdüğünde öptüğüm burnunda hatırla balı ."
Nasıl sevildiğini bilmenin, hissetmenin verilen değerin sonsuz konforunu yaşamanın ruh halindeyken Sanırım ötekinin halet-i ruhiyesinin önem kaybettiği dönemlerdeyiz Yine de bunları hissederek var olmak bir ilişkide ne büyük lüks.

Başkalarına dikkatini hediye etmek

"Mavi saatlerde birbirimiz için bal peteği ve ağlama duvarı olabiliriz. Bal peteği oluruz, çünkü ötekinin mevcudiyetinin ve dikkatini bize vermesinin zevki, bal kadar tatlıdır. Modern çağda dikkatimize hiç durmadan dört bir yandan talip çıkar; bunun sonucu, dikkatin bin parçaya bölünmesi ve hiçbir insanın başka bir şeye veya başkasına ayıracak birkaç dakikadan fazla zamanının olmamasıdır. Bu koşullarda iki kişinin bir süreliğine tamamen birbirlerine ait olması, bu dünyada kendilerini bir başkasına bırakmaları, onu hissetmeleri ve kendilerini onun yerine koyarak düşünmeleri, ne güzeldir! Dikkat de bir enerji hareketidir ve modern koşullarda verilebilecek en güzel hediyedir: Başkalarına dikkatini hediye etmek... Mavi saatlerde birbirimiz için ağlama duvarı da olabiliriz-şayet bunda mutabıksak. O zaman nihayet bütün kızgınlıklarımız için, öncelikle de ötekinin bilerek bilmeyerek yol açtığı kızgınlıklar için ağlayabiliriz." Wilhelm Schmid- Aşk neden bu kadar zordur ve yine ...